Tanıtım Yazısı:
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor; rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum 'Kürk Mantolu Madonna'yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."
Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.
Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişilere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.
Bu kitabı bana tavsiye eden bir çok arkadaşım oldu. Ama normalde okuduğum tarzda bir kitap olmadığını düşündüğümden almadım. En son ısrarlara dayanamayıp alayım o zaman dedim. Nasıl olsa incecik bir şey, kırmamış olurum diye düşündüm. Keşke tavsiyelerini dinleyip önceden okusaymışım.
Kitap Raif Efendi'nin senelerce kimseye anlatmadığı, yaşadığı büyük aşkı ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Almanya'da bir galeride kendisini esir alan bir tablo ve o tablodaki kız ve şans eseri tanıştığı ressamı. Maria Puder gerçek aşkı hiç kimsede bulamayacağını düşünen, gece keman çalan bu genç bayan Raif Efendi'nin tüm dikkatini çekmiş ve Raif Efendi'nin çekingen olmasına rağmen bir arkadaşlık kurabilmiştir. Maria Puder her ne kadar arkadaşlıklarının ileri gidemeyeceğini söylese de bu süre içinde yakınlaşıyorlar.
Bazen beklediğimiz şeyler hayal ettiğimiz gibi gelmezler. Aşkı daha büyük beklerken aslında farkına varmadan karşımızdakine aşık olmuşuz. Kaçamadığımız, bırakamadığımız ve seneler geçse de unutamadıklarımız vardır. Sonradan pişman olmamak için... yaşayın.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder